“Light”, “Fit”, “Şekersiz”… Etiketlere Ne Kadar Güvenmeliyiz?
- 3 gün önce
- 3 dakikada okunur
Dyt. Miray Doğan
Markette bir ürünün üzerinde “fit”, “light”, “şekersiz” ya da “yüksek protein” yazdığında sizin de gözünüz otomatik olarak o ürüne gidiyor mu?
Bazen ambalajın bize verdiği ilk mesaj o kadar güçlü oluyor ki ürünü incelemeden daha sağlıklı olduğuna karar verebiliyoruz.
“Şeker ilavesiz granola.”
“Proteinli puding.”
“Light bisküvi.”
Ve zihnimizde küçük bir onay işareti:
Bunu yiyebilirim, çünkü sağlıklı.
Ben ise alışveriş yaparken paketin ön yüzünden biraz daha fazlasına bakmamızı istiyorum.
Çünkü bir ürünün üzerinde sağlıklı çağrışımı yapan bir kelimenin bulunması, o ürünün sizin için otomatik olarak en iyi seçenek olduğu anlamına gelmez.

“Şekersiz” demek ne demek?
En çok kafa karıştıran ifadelerden biri şeker konusu.
Bir üründe “şeker ilavesiz” ifadesini gördüğümüzde bazen bunu ürünün hiç şeker içermediği şeklinde yorumlayabiliyoruz.
Oysa bunlar aynı şey değil.
Bir ürüne üretim sırasında şeker eklenmemiş olabilir; ancak kullanılan meyve, süt veya başka bileşenlerden doğal olarak şeker gelebilir.
Bu kötü bir şey olduğu anlamına da gelmez.
Sadece etiketteki ifadenin ne anlattığını doğru anlamamız gerekir.
Ayrıca “şekersiz” veya “şeker ilavesiz” olması, ürünün istediğimiz miktarda tüketilebileceği anlamına gelmez.
Tek bir özellik, ürünün tamamını anlatmaz.
“Light” gördüğümüzde neden daha sağlıklı olduğunu düşünüyoruz?
“Light” kelimesi bize otomatik olarak hafif, düşük kalorili ve hatta kilo vermeye yardımcı bir ürün çağrıştırabiliyor.
Fakat bir ürünün belirli bir bileşeninin veya enerji değerinin azaltılmış olması, beslenme açısından her yönüyle daha iyi olduğu anlamına gelmeyebilir.
Örneğin yağ miktarı azaltılmış bir üründe lezzet ve yapı için başka bileşenler kullanılabilir.
Bu nedenle ben:
“Light olanı mı almalıyım, normal olanı mı?”
sorusuna yalnızca paketin ön yüzüne bakarak cevap vermem.
Ürünleri karşılaştırmak istiyorsanız besin değerleri tablosuna ve içindekiler listesine birlikte bakmak daha doğru.
Bazen sevdiğiniz normal ürünü size uygun porsiyonda tüketmek, sürekli “diyet” alternatifleri aramaktan çok daha sürdürülebilir olabilir.
“Yüksek protein” her zaman ihtiyacımız olan şey değil
Protein son yılların en güçlü pazarlama kelimelerinden biri haline geldi.
Yoğurttan kahveye, tatlıdan cips benzeri ürünlere kadar birçok şeyin proteinli versiyonuyla karşılaşıyoruz.
Protein elbette önemli.
Ama bir ürünün protein miktarının yüksek olması, diğer özelliklerinin artık önemsiz olduğu anlamına gelmiyor.
Bir atıştırmalık yüksek protein içerirken aynı zamanda ihtiyacınıza göre yüksek enerji, fazla sodyum veya başka özellikler taşıyabilir.
Daha da önemlisi:
Her yediğimiz ürünün yüksek proteinli olmasına ihtiyacımız yok.
Yeterli protein alıp almadığımızı tek bir ürünün üzerindeki büyük rakamdan değil, günlük beslenmenin tamamından değerlendirmeliyiz.
İçindekiler listesine bakmayı alışkanlık haline getirin
Ambalajın ön tarafı bize ürünü satmaya çalışır.
Arka tarafı ise biraz daha fazla bilgi verir.
Ben alışverişte özellikle içindekiler listesini okumayı değerli buluyorum.
İçerikler genel olarak üründe bulunan miktarlarına göre azalan sırada listelenir. Dolayısıyla listenin başlarında yer alan bileşenler ürünün yapısı hakkında önemli fikir verebilir.
Örneğin tam tahıllı olduğunu düşündüğünüz bir ekmek alıyorsanız hangi unların kullanıldığına bakabilirsiniz.
Bir granola seçiyorsanız yalnızca önündeki “fit” kelimesine değil, içeriğinin nasıl oluşturulduğuna göz atabilirsiniz.
Ama burada da market alışverişini kimya sınavına çevirmeyelim.
Her katkı maddesinin adını ezberlemenize gerek yok.
Amacımız korkmak değil, ne satın aldığımızı biraz daha iyi anlamak.
Besin değerleri tablosunda neye bakacağız?
Besin değerleri tablosunu gördüğümüzde çoğumuz doğrudan kalori satırına gidiyoruz.
Kalori elbette bir bilgi.
Ama tek bilgi değil.
Ürünün türüne göre protein, karbonhidrat, şeker, yağ, doymuş yağ, lif ve tuz gibi değerler de değerlendirmede önemli olabilir.
Burada özellikle porsiyon miktarına dikkat etmek gerekiyor.
Pakette 100 gram için verilen değer ile sizin tükettiğiniz miktar aynı olmayabilir.
Örneğin paket 200 gram ve siz tamamını tüketiyorsanız, yalnızca 100 gramlık değerleri görmek yanlış bir algı yaratabilir.
Aynı kategorideki iki ürünü karşılaştırırken de mümkün olduğunca aynı miktar üzerinden karşılaştırmak işleri kolaylaştırır.
“Doğal” yazıyorsa daha iyi midir?
Doğal, katkısız, geleneksel, organik…
Bu kelimelerin bazıları mevzuatta belirli koşullara bağlı olabilir; bazı ifadeler ise tüketicide güçlü bir sağlık algısı yaratabilir.
Fakat benim için temel soru yine aynı:
Ürünün bütünü nasıl?
“Doğal” olarak algıladığımız bir ürün yüksek miktarda şeker veya enerji içerebilir.
“Organik” olması da bir kurabiyeyi sebzeye dönüştürmez.
Bu, o ürünü yememeniz gerektiği anlamına gelmiyor.
Sadece ürünleri “sağlıklı” ve “sağlıksız” diye ayırırken tek bir kelimeye fazla güç vermememiz gerektiğini gösteriyor.
Paketli ürün tüketmek kötü mü?
Hayır.
Sağlıklı beslenmek için hayatımızdaki bütün paketli ürünleri ortadan kaldırmamız gerektiğine inanmıyorum.
Yoğurt da paketli olabilir.
Tam tahıllı ekmek de.
Konserve nohut da.
Dondurulmuş sebze de.
Üstelik yoğun bir hayatın içinde bazı pratik ürünler dengeli beslenmeyi sürdürmemizi kolaylaştırabilir.
Benim için mesele “paketli mi, değil mi?” sorusundan daha geniş.
Ürünün içeriği nasıl?
Ne kadar sık tüketiyorum?
Porsiyonum nasıl?
Beslenmemin genelinde sebze, meyve, baklagil, tam tahıl ve farklı protein kaynaklarına yer veriyor muyum?
Bir ürün tek başına beslenme düzenimizi tanımlamaz.
Etiket okuyun ama etiketlerin esiri olmayın
Market alışverişinde her ürünü dakikalarca incelemenize gerek yok.
Başlangıç için üç şey yeterli olabilir:
İçindekiler listesine bakın.
Besin değerlerini benzer ürünlerle karşılaştırın.
Porsiyon miktarını fark edin.
Ve en önemlisi, paketin ön tarafındaki büyük vaatlerin kararınızı tek başına vermesine izin vermeyin.
“Fit” yazmayan bir yoğurt sizin için gayet iyi bir seçenek olabilir.
“Protein” yazmayan bir yumurtanın içinde zaten protein vardır.
“Diyet” yazmayan bir ekmek de beslenme planınızın parçası olabilir.
Sağlıklı beslenme, mutfağınızı özel ürünlerle doldurmak değildir.
Bazen en iyi seçim, ne aldığınızı bilerek yaptığınız en sade seçimdir.
Dyt. Miray Doğan




Yorumlar